Kod ve Enneagram
Enneagram ESFP: kalabalık sana ne veriyor
Pazar sabahı kendine söz verdin: bugün evden çıkmak yok, dizi ve battaniye. Öğlene kadar karşı komşunun kızına matematik anlattın, üst kattaki teyzenin çayına evet dedin, akşamüstü de kapıcının oğlunun maçındaydın. Test sana ESFP dedi. Enneagram başka bir şey soruyor: bu kalabalık sana ne veriyor. Üç ayrı merkezden üç güdü aynı harfleri çıkarıyor; o pazarı hangisinin bozduğunu harfler söylemez.
01
Bu dört harf ne söylüyor
ESFP kodlu biri okey masasında kuralları tartışmaz, oynaya oynaya öğrenir ve üçüncü elde masayı güldürür. Bir kafeyi menüsünden değil, müziğinden ve ışığından seçer. İş yerinde zam konuşulurken en çok kimin kira derdi olduğunu bilir ve toplantıda önce onun adını anar. Bayram tatilinin planı arefe akşamına kadar üç kez değişir, son hali de otogarda belli olur.
En kolay ESFJ ile karışır: ikisi de ortamın havasını tutar, ikisi de insanların arasında olmaktan beslenir. Farkı planla kurdukları ilişkide. Ev taşırken ESFJ kolileri etiketler ve kimin hangi gün geleceğini yazar; ESFP koli bandını unutur ama komşulardan iki yardımcı bulup getirir. Bir akşam planı iptal olunca ESFJ’nin canı sıkılır, çünkü takvim bozulmuştur; ESFP beş dakika içinde başka bir şeye evet der.
Bütün bunlar bir insanın nasıl yaşadığının resmi. Resmin altına kimse sebebini yazmamış.
02
Aynı kodun ardındaki üç güdü
Dokuzdan üç örnek: bu kod herhangi bir tipten doğabilir
Geri dönüş yok: koddan güdü okunmaz
Bu güdüde en zayıf tutunan harf
Barışçı
Bir yaz akşamı balkonda çekirdek, sokakta top oynayan çocuklar: Dokuz için hayatın en dingin hali budur. Şimdiki anda karar verilecek bir şey, tartışılacak bir konu yoktur, S’si buradan gelir. Kararları aralık bırakır, çünkü kesin bir söz birini üzecektir; yumuşak P’si de buradan.
Misafire “kal, yemeğe kal” diyen üçüdür de, ama Dokuz bunu kimse kırgın gitmesin diye söyler.
E’si onu kapıdan çıkaran bir yere bağlıdır. Her akşam oturduğu mahalle kahvesi kapanınca Dokuz yenisini aramaz; akşamlar evde geçmeye başlar; aylar sonra eski masadan biri arayınca ne kadar zaman geçtiğine kendisi de şaşırır.
Destekçi
Komşunun kızının sınavdan ağlayarak çıktığını İki merdivenden bir bakışta anlar ve akşam onu mahallenin kedilerine mama vermeye götürür. Kararını kalbiyle ve yüzlere bakarak verir, bu onun F’sidir. İnsanlardan uzağa değil onlara doğru gider, çünkü işe yaramak ancak yakından olur: E’si böyle kurulur.
Sokakta yol sorana yarı yola kadar eşlik etmek üçüne de doğal gelir, ama İki onu gideceği kapıya kadar bırakmazsa içi rahat etmez.
İkinin serbest planlarını koşullar tutar. Kendi gününü akışına bırakır, ama mahallenin çocuk futbol takımının malzemeciliğini üstlenince, her cumartesi sabah yedide formalar yıkanmış halde sahadadır, hiç aksamadan.
Keyifçi
Konserde yan yana düştüğü iki yabancıyla ertesi sabah Kapadokya’da balona binmek Yedi için tuhaf bir fikir değildir. İnsanlara ve olaylara davet beklemeden doğrudan gider, bu E’dir. Hiçbir seçeneği vaktinden önce kapatmaz, çünkü reddetmek kayıp gibi gelir, bu da P’dir. Kapı açık kalmalıdır ki acıyan bir yerde sıkışıp kalmasın.
Sürpriz doğum günü fikrine üçü de hemen katılır; Yediyi çeken, planın içindeki bilinmezliktir.
S’si, şimdiki an dolu olduğu sürece tutunur. Anneannesinin köyünde üçüncü gün, bahçe işi bitip her saat birbirine benzeyince, Yedi köyü butik otele çevirmenin planını anlatmaya başlar.
03
Üçünden hangisi senin, nasıl anlarsın
- Dışarıdan aynı davranış
- İnsanın neyi koruduğuna dair bir soru
- Harfler değil, kendi güdün
Davranışa bakan, bu üçünde tek bir insan görür: kolayca sohbete girer, başkasının modunu havada yakalar, plana sıkı sıkıya tutunmaz. Ayrıldıkları yer, neyin kayıp sayılacağı sorusudur.
Sokak iftarında iki komşu masa yeri yüzünden küsmüş, çorbayı da sana sormadan başkası dağıtmış. Eve dönerken hangisi aklında kalır? Küslük Dokuza, sorulmayan yardım İkiye götürür.
Arkadaşların bu yaz Bozcaada’ya sensiz gitti, çünkü işten izin alamadın. Fotoğraflara bakarken ne batar: sensiz de gayet iyi idare etmeleri mi, yoksa bağ bozumu şenliğini kaçırmış olman mı? İlki İkiyi, ikincisi Yediyi gösterir.
Dokuz ile Yedi kahvehanede ayrışır. Bir masada her akşam aynı dört kişi sessizce okey oynar; öbür masada kahkaha eksik olmaz, ama iki kişi her elin sonunda kavga eder. Bir yıl boyunca hangi masada oturursun? Kavga olmasın da sıkıcı olsun diyen Dokuza yakındır; tersini seçen Yediye.
ESFP tam bu son soruda tökezler. Harfler insandan önce cevap verir: kahkahalı masa tabii, tekdüzelik en kötüsü. Bu cevabı E ile P verir, güdü değil; Dokuz için gürültülü bir hafta da sakin bir fon olabilir. Hafıza bunu sınar: arkadaş grubundaki son kavga kaç gün aklından çıkmadı, sıkıcı bir hafta kaç gün?
04
Harflerin söylemedikleri
İnsanın nasıl davrandığı: harflerin gördüğü bu
Dört harfte olmayanlar
- Gelişim seviyesi
- İçgüdüsel alt tip
- Yük seni nereye sürüklüyor
Enneagram ile MBTI arasında bir karşılık yok; bunu biz uydurmuyoruz, iki model insanı farklı çizgilerden kesiyor. İnternette dolaşan tablolar ölçümden değil gözlemden doğmuş, üstelik birbirini tutmuyorlar. Ölçülen bağlar tek yönlü, enneagram tipinden tek tek harflere doğru: tipi bilen, harfleri biraz daha iyi tahmin edebilir. Bu sayfa ölçümün olmadığı ters yönde okuyor, bu yüzden yukarıdaki üç güdü mekanizmanın örnekleri, bir liste değil; tip dokuzdan herhangi biri çıkabilir. Alt seviyelerde aynı insan kişileri değil ortamı sevmeye başlar: her doğum gününe gider, ama kimin doğum günü olduğunu ertesi gün hatırlamaz. Yük altında onu tipinin yolu sürükler: Dokuz mesajları tekrar tekrar okuyup içinde gizli bir anlam arar, İki birden talep etmeye ve bastırmaya başlar, Yedi her ayrıntıya takılır. Bu dönemeçlerin hiçbiri ESFP harflerinden çıkmaz. Bu sıcaklığın kime hizmet ettiği de harflerden okunmaz: kendi güvenli alanına mı, gruba mı, yoksa tek bir yakın insana mı. Onu baskın içgüdü belirler.
05
Sık sorulanlar
ESFP’yim ama enneagram testi Yedi gösterdi: bu bir hata mı?
Değil; burada tartışmalı harf S. Yediyi henüz olmamış olan çeker: bir fikir, bir sonraki yer, gelecek sezon. S’si, çevresinde yeterince canlılık olduğu sürece tutunur. Arkadaşlarına seni nasıl anlattıklarını sor: “her anın tadını çıkarır” mı diyorlar, yoksa “hep bir sonraki planın peşinde” mi? İkincisini duyarsan sonuç gerçeğe benziyor.
Evde tek başıma geçen bir akşam bana ceza gibi. Tip mi, harfler mi?
Zorluk harflerden, sebebi tipten gelir. Dokuza yalnızken onu sakinleştiren ortak ritim eksiktir, İkiye ona ihtiyaç duyan insanlar, Yediye kaçtığı şeyi gözden saklayan hareket. Böyle bir akşamın sonunda seni neyin rahatlattığına bak: arkada açık kalan bir televizyon sesi mi, bir arkadaşın “iyi ki aradın” demesi mi, yoksa yarın için kurulmuş bir plan mı?
Arkadaşlarla çıkınca hep fazla harcıyorum. Ardında bir güdü var mı?
Var, ve üçünde ayrı. Dokuz masanın ritminden kopmak istemez, herkes ne söylediyse onu söyler. İki başkalarının hesabını öder, çünkü ikram etmek ihtiyaç duyulmanın bir yoludur. Yedi daha iyi seçenek masaya gelmişken ona hayır diyemez. Hesap geldiğinde içinden hangi cümle geçiyor: “herkes ne yaptıysa”, “bu sefer benden” ya da “buraya kadar gelmişken”?
Birinin keyfinin kaçtığını herkesten önce görüyorum. Demek ki İki miyim?
Şart değil. Ruh halini S ile F okur: yüzü, duruşu, sesin tonunu. Sonrasında güdüler ayrılır. İki yardıma koşar, Dokuz odaya sakin havayı geri getirir, Yedi ağırlık kimseyi ezmesin diye herkesi eğlendirir. Kendine şunu sor: o kişi ne yaparsa sen de rahatlarsın? Masadaki hava düzelirse mi, yardımını kabul ederse mi, yoksa yeniden gülmeye başlarsa mı?